cezalandırıcılık şeması etkileri

Cezalandırıcılık Şeması Nedir? Nasıl Etkiler?

Cezalandırıcılık Şeması, kişinin kendisinin veya başkalarının hata, kusur veya kural ihlali gibi durumlarda acı çekmeyi ve sert bir şekilde cezalandırılmayı hak ettiğine dair derin, katı ve koşulsuz bir inançtır. Temelindeki mantık şudur: "Hata yapmak affedilemez. Adaletin sağlanması için hata yapan, ister kendim ister başkası olayım, cezalandırılmalıdır." Bu bir adalet ve ahlak anlayışı değil, bir acımasızlık ve merhametsizlik sistemidir.

Cezalandırıcılık Şeması Nasıl Oluşur? Kökeni Nerededir?

Bu şemanın kökeni, neredeyse her zaman çocuklukta maruz kalınan katı, acımasız, affetmeyen ve cezalandırıcı bir aile ortamıdır. Bu ortamda:

  • Hatalara Tolerans Yoktur: Küçük bir hata bile ağır eleştiri, alay, sevgiyi esirgeme veya fiziksel ceza ile sonuçlanır.

  • Duygular Bastırılır: "Zayıf" görülen üzüntü, korku, özlem gibi duygular ifade edildiğinde cezalandırılır.

  • Koşullu Sevgi Vardır: Çocuk, sadece "kusursuz", "uslu" ve "başarılı" olduğunda sevgi ve onay görür.

Çocuk, hayatta kalabilmek ve sevgiyi alabilmek için bu acımasız standartları ve cezalandırıcı tutumu içselleştirir. Ebeveynin eleştirel ve cezalandırıcı sesi, zamanla çocuğun kendi iç sesi haline gelir.

Bu Şemaya Sahip Kişiler Nasıl Davranır?

  • Kendine Yönelik Davranışlar:

    • Ağır Öz-Eleştiri: En ufak bir hata karşısında kendini "aptal", "değersiz", "beceriksiz" olarak etiketler.

    • Kendini Cezalandırma: Kendini sevdiği şeylerden mahrum bırakma, aşırı çalışmaya zorlama, hatta kendine fiziksel zarar verme.

    • Asla "Yeterince İyi" Hissetmeme: Başarıları bile "zaten yapılması gereken" olarak küçümsenir, bir gurur veya sevinç kaynağı olmaz.

  • Başkalarına Yönelik Davranışlar:

    • Hoşgörüsüzlük: Başkalarının hatalarına karşı tahammülsüzdür, kolayca öfkelenir ve yargılar.

    • Kin Tutma: Affetmekte aşırı zorlanır, geçmiş hataları sürekli hatırlatır.

    • Cezalandırıcı Tutum: İlişkilerde "gözünün pahasını almak" ister veya pasif-agresif yollarla cezalar verir.

Cezalandırıcılık Şeması Çocukluk Deneyimleriyle Nasıl Bağlantılıdır?

Bu şema, bir hayatta kalma stratejisi olarak başlar. Çocuk şöyle bir denklem kurar:
"Ebeveynim bana bu şekilde (sert, cezalandırıcı) davranıyorsa, bu benim kötü ve kusurlu olduğum içindir. Eğer ben daha mükemmel olursam, onaylanırım ve cezadan kurtulurum."

Bu inanç, çocuğun dünyayı anlamlandırma çabasıdır. Kendini suçlamak, ebeveynlerinin sevilemez davranışlarıyla başa çıkmaktan daha az korkutucudur. Ne yazık ki bu strateji, yetişkinlikte işlevsiz hale gelir ve kişinin kendi celladı olmasına yol açar.

Neden İnsanlar Kendi Hatalarını Affedemez?

Çünkü affetmek, onların içsel "adalet" sistemine göre bir zayıflık ve kurallardan taviz vermek anlamına gelir. İçsel cezalandırıcı ses şöyle fısıldar:
"Eğer bu hatayı affedersen, aynı hatayı tekrar yaparsın. Kontrolü kaybedersin. Cezalandırılmak, seni disiplinli ve 'iyi' biri tutan şeydir. Acı çekmek, hatanın bedelini ödemenin doğru yoludur."

Cezalandırıcı İç Ses Nereden Gelir?

Bu ses, çocukluktaki cezalandırıcı ebeveyn(ler)in veya bakım verenin sesinin içselleştirilmiş bir kopyasıdır. Zamanla bu dış ses o kadar güçlenir ve kişinin kendi kimliğine o kadar karışır ki, kişi bu zorbanın kendi gerçek düşüncesi olduğuna inanır. Bu, bir içsel düşman yaratır.

Cezalandırıcılık Şeması İlişkileri Nasıl Etkiler?

  • Güven Eksikliği: Partnerinin her hatasını kaydeder ve buna karşılık verme eğilimindedir.

  • Eleştirel ve Küçümseyici Atmosfer: Partner sürekli yargılanma ve "yetersiz" hissetme tehdidi altındadır.

  • Duygusal Mesafe: "Zayıf" duyguların paylaşılamadığı, kırılganlığın güvenli olmadığı bir ilişki yaratılır.

  • Çatışma Döngüsü: Küçük tartışmalar bile, geçmiş hataların suçlama olarak ortaya dökülmesiyle büyür ve zehirli bir hal alır.

  • Tükenmişlik: Partner, sürekli yargılanma korkusuyla yaşadığı için ilişkiden tükenmiş hissedebilir.

Bu Şema Partner Seçimini Nasıl Şekillendirir?

İki temel ve genellikle bilinçdışı senaryo vardır:

  1. Tanıdık Zalimi Seçmek: Kişi, kendi cezalandırıcı ebeveynine benzeyen, eleştirel, katı ve duygusal olarak uzak bir partner seçer. Bu, "tanıdık" olan duygusal ortamı yaratır ve şemayı besler ("Demek ki cezayı hak ediyorum").

  2. "Günah Keçisi" Seçmek: Kişi, kendi bastırdığı "kötü" veya "kusurlu" yanlarını yansıtan, sık sık "hata yapan" bir partner seçer. Bu partneri sürekli cezalandırarak ve düzeltmeye çalışarak, kendi içindeki kusurlu parçayı kontrol altında tutmaya çalışır.

Cezalandırıcılık Şeması ile Mükemmeliyetçilik Arasında İlişki Var Mı?

Evet, çok güçlü ve doğrudan bir ilişki vardır. Mükemmeliyetçilik, cezalandırıcılık şemasının bir kaçınma ve baş etme stratejisidir. Kişi şöyle mantık yürütür:
"Eğer ben %100 mükemmel olursam, hiç hata yapmazsam, o zaman içimdeki cezalandırıcı sesin ve dış dünyanın beni cezalandırması için bir neden kalmaz."

Ancak bu imkansız bir standart olduğu için, kişi kaçınılmaz olarak "başarısız" olur ve bu da kendini cezalandırma döngüsünü tetikler. Mükemmeliyetçilik, cezadan kaçmak için kurulmuş bir kalkan gibidir, ancak kendi kendini yok eder.

Kişi Kendini Neden Sürekli Suçlu Hisseder?

Çünkü temel bir "kötülük" veya "kusurluluk" inancı vardır. Çocuklukta, ebeveynlerinin sert tutumunu haklı çıkarmak için "Ben kötü bir çocuğum, bu yüzden böyle davranıyorlar" inancını geliştirmiştir. Bu temel inanç, yetişkinlikte bir duygusal filtre gibi çalışır. Her küçük hata, bu temel "kötülük" inancını doğrulayan bir kanıt haline gelir. Suçluluk, bu bozuk öz-inancın dışa vurumudur.

Cezalandırıcılık Şeması Depresyona Yol Açabilir Mi?

Kesinlikle evet. Bu şema, depresyon için verimli bir zemin hazırlar:

  • Kronik Öz-Nefret: Kişi kendine karşı sürekli bir savaş halindedir.

  • Umutsuzluk: "Ne yaparsam yapayım asla yeterince iyi olamayacağım" inancı.

  • Anhedonia (Zevk Alamama): Başarılar bile cezalandırıcı ses tarafından küçümsendiği için hiçbir şeyden gerçek bir zevk alınamaz.

  • Tükenmişlik: Kendini sürekli eleştirmek ve cezalandırmak enerji tüketicidir.

Bu kombinasyon, kişiyi ağır bir depresif döngüye sürükleyebilir.

Bu Şemaya Sahip Kişiler Neden Kendi Başarılarını Küçümser?

Başarıyı kabul etmek ve takdir etmek, içsel cezalandırıcı sistem için bir tehdittir. Çünkü:

  1. Sistemi Geçersiz Kılar: "Eğer başarılı ve değerliysem, o zaman kendimi cezalandırmam için bir neden yok" anlamına gelir. Bu, tüm hayatı boyunca inandığı düzeni yıkar.

  2. Daha Yüksek Beklenti Yaratır: Bir başarı, "artık her zaman bu seviyede performans göstermelisin" anlamına gelir, bu da dayanılmaz bir baskı yaratır.

  3. Şans veya Dış Faktörlere Bağlama: Başarı, "şans eseri" veya "başkalarının yardımıyla" olmuş gibi gösterilerek, kişinin kendi değeri ve becerisiyle arasına mesafe konur.

Cezalandırıcılık Şeması ile Öfke Kontrol Sorunları İlişkisi Nedir?

Bu şema, öfke için bir baraj görevi görür. Öfke iki yöne akar:

  1. İçe Yönelik Öfke: Kişinin kendi hatalarına karşı hissettiği yoğun öfke, kendine yönelik nefrete dönüşebilir. Bu, depresyon ve kendine zarar verme davranışlarıyla sonuçlanır.

  2. Dışa Yönelik Öfke: Başkalarının hataları, kişinin katı "adalet" anlayışını ihlal ettiği için ani ve şiddetli öfke patlamalarına yol açabilir. Bu öfke, kişinin kendi içindeki çaresizliği ve acıyı kontrol etme çabasının bir dışavurumudur. Kişi, başkalarını cezalandırarak, çocukken kendisine yapılanı şimdi "kontrollü" bir şekilde dışarı yansıtır.

Cezalandırıcı Şema Olan Biri Başkalarını da Cezalandırır Mı?

Evet, büyük olasılıkla cezalandırır. Bu şemaya sahip kişi için katı "adalet" anlayışı sadece kendisi için değil, evrensel bir kural gibi işler. Başkalarının hatalarını veya kusurlarını gördüğünde, bu kuralların ihlal edildiğini hisseder ve "adaleti sağlama" dürtüsüyle hareket eder. Bu cezalandırma;

  • Açık: Doğrudan eleştiri, suçlama, öfke patlamaları, kin tutma.

  • Örtülü: Pasif-agresif davranışlar, duygusal mesafe, smallı gaz, onayı esirgeme şeklinde olabilir.

Kişi, başkalarını cezalandırırken aslında kendi içindeki "kusurlu çocuğu" cezalandırmaktadır. Başkalarının hatalarını affetmek, kendi içindeki cezalandırıcı sistemin çökmesi anlamına gelir.

Bu Şema İş Hayatını Nasıl Etkiler?

  • Mikro Yönetim: Ekip üyelerine veya kendine güven olmaması nedeniyle her detayı kontrol etme ihtiyacı.

  • Tükenmişlik: Asla "yeterince iyi" olmadığı için dinlenmeden, mola vermeden aşırı çalışma.

  • Risk Almaktan Kaçınma: Hata yapma ve cezalandırılma korkusuyla yeni projelerden, inisiyatif almaktan çekinme.

  • Takım Dinamiğinde Bozulma: Ekip arkadaşlarının hatalarına karşı tahammülsüz, eleştirel ve yargılayıcı tutum, çalışma ortamını zehirler.

  • Liderlik Sorunları: Çalışanları motive etmekte zorlanma, onun yerine korku ve ceza ile yönetmeye çalışma.

Cezalandırıcılık Şeması Olan Kişiler Neden Mola Vermekte Zorlanır?

Mola vermek veya dinlenmek, şemanın gözünde bir "zaaf" ve "tembellik" işaretidir. İçsel cezalandırıcı ses şöyle der:
"Çalışmıyorsan, üretmiyorsun demektir. Üretmiyorsan, değersizsin. Dinlenmeyi hak etmek için önce yeterince acı çekmiş ve çok çalışmış olmalısın."

Bu nedenle dinlenme, yoğun bir suçluluk ve kaygı ile eşlik eder. Kişi için dinlenmek, cezadan kaçmak için bir kaçamak yapmak gibidir ve bu kabul edilemez.

Hata Yapmaktan Aşırı Korkmak Bu Şema ile İlişkili Midir?

Doğrudan ve kaçınılmaz olarak ilişkilidir. Hata yapmak, bu şema için yalnızca bir "yanlış" değil, varoluşsal bir tehdittir. Hata; cezalandırılma, sevilmeme, değersiz olduğunun kanıtlanması ve kontrolün kaybedilmesi anlamına gelir. Bu korku o kadar güçlüdür ki kişiyi felç edebilir ve mükemmeliyetçi davranışlara zorlayabilir.

Kişi Neden "Cezalandırılmayı Hak Ettiğini" Düşünür?

Bu, şemanın en trajik çekirdek inancıdır. Kökeni, çocukluktaki öğrenilmiş çaresizlikte yatar. Çocuk, cezalandırıcı ebeveyn davranışlarına anlam vermek zorundadır. En az korkutucu açıklama, "Ben kötüyüm, bu yüzden bu cezayı hak ediyorum" dur. Bu inanç, çocuğa bir kontrol yanılsaması verir: "Eğer ben daha iyi olursam, ceza durur."

Bu inanç yetişkinliğe taşınır ve her hata, bu temel "kötülük" ve "cezayı hak etme" inancını pekiştirir.

Cezalandırıcılık Şemasını Nasıl Fark Ederiz?

İçsel ve Dışsal İşaretlerle:

  • Düşünceler: "Bunu hak ettim.", "Affedilmem.", "Berbat bir insanım.", "Acı çekmeliyim.", "Ödemem gereken bir bedel var."

  • Duygular: Kronik suçluluk, kendinden nefret, öfke, değersizlik.

  • Davranışlar:

    • Kendine Yönelik: Kendini sevdiği şeylerden mahrum bırakma, aşırı çalışma, kendine zarar verme.

    • Başkalarına Yönelik: Affetmeme, kin tutma, sürekli eleştiri, intikam alma düşünceleri.

  • Fiziksel Tepkiler: Hata yaptığında veya bir kuralı ihlal ettiğinde yoğun gerginlik, mide ağrısı, kalp çarpıntısı.

Bu Şema ile Gelişen İlişkisel Döngüler Nelerdir?

  1. Suçlu-Avcı Döngüsü: Kişi, partnerini sürekli bir hata için suçlar (avcı), partner kendini savunur veya suçluluk hisseder (suçlu). Bu, ilişkideki gücü ve ahlaki üstünlüğü koruma stratejisidir.

  2. Cezalandırma-Uzaklaşma Döngüsü: Kişi partnerini cezalandırır (bağırma, duygusal mesafe), partner incinir ve uzaklaşır. Bu uzaklaşma, kişide "bak, zaten beni sevmiyordu" inancını pekiştirerek yeni bir cezalandırma döngüsünü başlatır.

  3. Kusur Arama ve Onarma Döngüsü: Kişi, partnerde sürekli kusur arar ve onu "düzeltmeye"/"değiştirmeye" çalışır. Bu, kişinin kendi içindeki kusursuz olma ihtiyacını partner üzerinden yansıtmasıdır.

Cezalandırıcılık Şemasını Tetikleyen Durumlar Nelerdir?

  • Kendi Kontrolündeki Bir Hata: İşte, evde veya ilişkide yapılan en ufak bir yanlış.

  • Bir Kuralın veya Sözün İhlal Edilmesi: (Kendi koyduğu katı kurallar dahil).

  • Bir İhtiyaç Hissetmek: "Zayıf" görülebilecek bir ihtiyaç (yardım isteme, dinlenme, teselli arama).

  • Başkalarının Hatalarını Gözlemlemek: Bu, kişinin içsel "adalet" sistemini harekete geçirir.

  • Başarı veya Takdir Almak: Bu, cezalandırma sistemini geçersiz kılabileceği için tehdit oluşturabilir.

Bilinçaltındaki Suçluluk Duygusu Nasıl Oluşur?

Bu, içselleştirilmiş bir suçlama sürecidir. Çocuk, ebeveyninin cezalandırıcı davranışlarının nedeni olarak kendini görür. "Annem/Babam böyle davranıyorsa, bu benim kötü olduğum içindir" sonucuna varır. Bu inanç, bilinçaltına kazınır ve bir temel şema haline gelir. Yetişkinlikte, bu temel "kötülük" ve "suçluluk" hissi, her hata yapıldığında veya bir sınır ihlal edildiğinde bilinç düzeyine, yoğun bir duygu olarak çıkar.

Cezalandırıcılık Şeması Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi, içsel zorbayı susturup, şefkatli bir iç sese yer açma sürecidir. Şema Terapi bu konuda oldukça etkilidir:

  1. Terapötik İlişki ve Yeniden Ebeveynlik: Terapist, danışanın hiç deneyimlemediği koşulsuz kabul, anlayış ve şefkati göstererek, cezalandırıcı iç modele karşıt bir deneyim yaşatır.

  2. Bilişsel Yeniden Yapılandırma:

    • Şemanın Kökenini Anlama: "Bu ses benim değil, bana öğretildi" demeyi öğrenmek.

    • Gerçekçi Olmayan İnançlara Meydan Okuma: "Hata yapmak insana özgüdür", "Bir hata, beni kötü bir insan yapmaz", "Acı çekmek hataları telafi etmez" gibi yeni, sağlıklı inançlar geliştirmek.

  3. Duygusal Farkındalık ve İfade: Bastırılan öfke, üzüntü ve korku gibi duyguları güvenli bir ortamda ifade etmek.

  4. Davranışsal Deneyler:

    • Kendine Karşı: Hata yaptığında kendine şefkat göstermeyi denemek, mola vermeyi planlamak.

    • Başkalarına Karşı: Bir hatayı affetmeyi, yapıcı geri bildirim vermeyi pratik etmek.

Bu süreç, kişinin kendisine karşı bir yargıç olmaktan çıkıp, bir dost olmayı öğrenmesidir. Zorlu ama kişiyi özgürleştiren bir yolculuktur.

Şema Terapi Bu Şemayı Nasıl Değiştirir?

Şema Terapi, bu şemayı sadece anlamakla kalmaz, duygusal, bilişsel ve davranışsal düzeyde yeniden yapılandırır. İşleyişi şu şekildedir:

  • Terapötik İlişki ile "Yeniden Ebeveynlik": Terapist, danışanın çocukken hiç deneyimlemediği koşulsuz kabul, şefkat ve güvenliği sağlayarak, cezalandırıcı modele karşıt bir deneyim yaşatır. Bu, danışanın kendini "kusurlu" olmasına rağmen değerli hissedebileceği bir laboratuvardır.

  • Mod Çalışması: Terapi, kişideki farklı "modları" (içsel durumlar) hedef alır:

    • Cezalandırıcı Ebeveyn Modu: Bu zalim iç ses tanımlanır, kökeni gösterilir ve "Bu senin gerçek sesin değil, sana öğretilmiş olan bir ses" mesajı verilir.

    • Küçük Çocuk Modu: Cezalandırılmış, korkmuş ve incinmiş çocuk tarafına ulaşılır. Terapist ve daha sonra danışanın kendisi, bu çocuğa şefkat gösterir, onu savunur ve ihtiyaçlarını karşılar.

    • Sağlıklı Yetişkin Modu: Kişinin, cezalandırıcı ses yerine şefkatli, affedici ve sınır koyan bir iç ses geliştirmesi sağlanır.

Cezalandırıcı Ebeveyn Modeli Bu Şemayı Nasıl Oluşturur?

Bu şema, bir içselleştirme süreciyle oluşur. Çocuk, ebeveyninin katı, eleştirel ve affetmeyen tutumunu şu şekilde özümser:

  1. Anlam Arayışı: Çocuk, "Annem/Babam neden bana böyle davranıyor?" sorusuna bir cevap arar.

  2. Kendini Suçlama (Daha Az Korkutucu Seçenek): En mantıklı açıklama, "Ben kötü/yetersiz bir çocuğum, bu yüzden bu cezayı hak ediyorum" dur. Bu, ebeveynin "kötü" olduğunu düşünmekten daha az korkutucudur çünkü çocuk ebeveyne bağımlıdır.

  3. İçselleştirme ve Kimlik Haline Gelme: Zamanla bu dış ses ve inanç, çocuğun kendi benliğinin bir parçası haline gelir. Ebeveynin "Sen tembelsin!" eleştirisi, kişinin "Ben tembel biriyim" inancına dönüşür.

Kişi Kendi Duygularını Bastırmaya Neden Eğilimli Olur?

Çünkü çocuklukta "kabul edilemez" duyguları (öfke, üzüntü, korku, ihtiyaç) ifade etmenin bedeli cezalandırılmak olmuştur. Duygular, şema için bir tehlike işaretidir:

  • Zayıflık Göstergesi: Üzüntü ve korku, "güçlü" olmama işaretidir.

  • Kontrol Kaybı: Öfke, kontrolden çıkma ve daha fazla cezaya maruz kalma riski taşır.

  • Yük Olma: İhtiyaçlarını ifade etmek, başkalarını rahatsız etmek ve reddedilmek anlamına gelir.

Bu nedenle duyguları bastırmak, bir hayatta kalma stratejisine dönüşmüştür.

Affedilemez Olduğunu Düşünmek Ne Anlama Gelir?

Bu, şemanın en ağır yüklerinden biridir ve şu anlama gelir: "Yaptığım hata o kadar büyük ki, benliğimin temelini kirletti. Artık sevilmeyi, ait olmayı veya huzur bulmayı hak etmiyorum."

Bu düşünce, hatayı kişinin varoluşsal değeriyle eşitler. Hata affedilemezse, kişi de affedilemezdir. Bu, kişiyi sonsuz bir ceza ve kendinden nefret döngüsüne hapseder.

Cezalandırıcılık Şeması Kaygıyı Artırır Mı?

Evet, kaygıyı kronik ve yoğun bir hale getirir. Kişinin zihni sürekli bir tehdit tarama modundadır:

  • Sürekli Tetikte Olma: "Acaba bir hata yaptım mı?", "Bir kuralı ihlal ettim mi?", "Biri beni yargılıyor mu?"

  • Felaketleştirme: Küçük bir hata, "her şeyin sonu" ve "büyük bir ceza" olarak algılanır.

  • Mükemmeliyetçilik Kaygısı: "Mükemmel olamazsam cezalandırılacağım" korkusu, performans kaygısını zirveye taşır.

Bu durum, genelleşmiş anksiyete bozukluğu ve panik ataklar için verimli bir zemin oluşturur.

Bu Şema Sağlıklı Öz-Şefkat Gelişimini Nasıl Bozar?

Öz-şefkatin doğrudan düşmanıdır. Öz-şefkatin üç temel bileşenini tamamen bloke eder:

  1. Kendine Karşı Nazik Olmak: Şema, kişiyi kendine karşı acımasız olmaya zorlar. Naziklik "zaaf"tır.

  2. Ortak İnsanlık Hissi: "Herkes hata yapar" düşüncesi geçersizdir. Şemaya göre "Diğer insanlar hata yapabilir ama ben yapmamalıyım."

  3. Bilinçli Farkındalık: Duyguları olduğu gibi kabul etmek yerine, onları bastırmaya veya kendini onlar yüzünden cezalandırmaya yönlendirir.

Kişi, kendine şefkat göstermeyi bir "ödül" olarak görür ve kendini "ödüllendirmeyi" hak etmediğine inanır.

Cezalandırıcılık Şemasından İyileşmek Mümkün Mü? Nasıl?

Evet, kesinlikle mümkündür. İyileşme, içsel bir düşmandan, içsel bir müttefike dönüşme sürecidir. Adımlar şunlardır:

  1. Farkındalık ve Ayrışma: İçindeki cezalandırıcı sesi fark et ve onu senin gerçek benliğin olarak görmekten vazgeç. "Bu, bana öğretilmiş olan cezalandırıcı ses, bu ben değilim" de.

  2. Küçük Çocuğunla Temas Kur: Zihninde o korkmuş, cezalandırılmış çocuğu canlandır. Ona sarıl, onu savun. "O hatalar için seni cezalandırdıklarında çok korkmuş ve yalnız hissettin. Ama şimdi büyüdün ve güvendesin. O küçük çocuğu koruyabilirsin" de.

  3. Şefkat Dili Geliştir: Kendinle konuşma şeklini değiştir. "Aptal herif!" demek yerine, "Evet, burada bir hata yaptım. Bu can sıkıcı ama dünyanın sonu değil. Bundan ne öğrenebilirim?" gibi bir iç konuşma pratik et.

  4. Küçük Adımlarla Davranışı Değiştir:

    • Kendine: Dinlenmeye izin ver. Sevdiğin bir şeyi yapmak için "önce acı çekme" şartını kaldır.

    • Başkalarına: Küçük bir hatayı bilinçli olarak affet. Yapıcı geri bildirim vermeyi, yıkıcı eleştiri yerine koymayı dene.

  5. Profesyonel Destek Al: Şema Terapi, bu süreçte sana rehberlik edecek en güçlü araçtır. Terapist, senin sağlıklı yetişkin sesin olman için model oluşturur.

Bu yolculuk, bir gecede olmaz. Sabır ve pratik gerektirir. Ancak her seferinde kendine şefkat göstermeyi seçtiğinde, içindeki cezalandırıcı ses biraz daha zayıflar ve gerçek, değerli benliğin biraz daha güçlenir. Bu, kendine verilebilecek en büyük özgürlük armağanıdır.

Anonim olarak sorularınızı sorun, psikologlarımız ücretsiz cevaplasın.

Uzmana Sorun
Psikolog Danış
Psikolog Danış
7 Ocak 2026