Çoklu Kişilik (Dissosiyatif Kimlik) Bozukluğu Nedir?

Çoklu Kişilik (Dissosiyatif Kimlik) Bozukluğu Nedir?

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB), eskiden "Çoklu Kişilik Bozukluğu" olarak bilinen, çok ağır ve kronik bir travma sonrası bozukluktur. Temelinde, kişinin kimlik, bellek, bilinç ve çevresini algılayışında bir bölünme (dissosiyasyon) vardır. Bu bölünme, kişinin zihninde, birbirinden ayrılmış ve kendi içinde bütünlüğü olan kimlik durumları (veya "alter"lar) olarak kendini gösterir.

Temel Belirtileri:

  1. İki veya Daha Fazla Ayrı Kimlik Durumunun Varlığı: Bu kimliklerin kendi süreklilik duyguları, algıları ve çevreyle ilişki kurma biçimleri vardır. Farklı isimleri, cinsiyet kimlikleri, yaşları, alışkanlıkları ve hatta tıbbi durumları (alerjiler, görme bozuklukları) olabilir.

  2. Sürekli Bellek Bozuklukları (Amnezi): Bu bellek kaybı sıradan unutkanlıktan çok daha fazlasıdır. Kişi:

    • Günlük olayları, önemli kişisel bilgileri unutur.

    • Travmatik olaylara dair bellekte boşluklar vardır.

    • Bir kimlikten diğerine geçiş sırasında ve sonrasında olanları hatırlamayabilir ("zaman kaybı" yaşar).

  3. Bu Belirtilerin Sosyal ve İş Hayatında Ciddi Sıkıntılar Yaratması.


Çoklu Kişilik Bozukluğu Nasıl Ortaya Çıkar?

DKB, bir baş etme mekanizması olarak ortaya çıkar. Dayanılmaz, tekrarlayan ve kaçışın olmadığı bir çocukluk travması (fiziksel, cinsel, duygusal istismar veya ihmal) sırasında, henüz bütünleşmemiş ve gelişmekte olan bir kimliğe sahip olan çocuk, acıyı yönetebilmek için zihnini "böler".

Süreç şöyle işler: "Bu acıyı ben yaşamıyorum, başka biri yaşıyor." Zihin, travmayı ve onunla bağlantılı duygu, düşünce ve anıları farklı bir bilinç durumuna hapsederek, çocuğun günlük hayatına devam edebilmesini sağlar. Zamanla, bu farklı bilinç durumları kendi kimlik özelliklerini geliştirir.


Dissosiyasyon Ne Demektir? Hangi Durumlarda Görülür?

Dissosiyasyon, zihnin normalde birbiriyle bağlantılı olan bilinç, bellek, kimlik ve çevre algısı gibi işlevlerinin birbirinden ayrışması veya bağlantısının kopmasıdır. Bir tür "zihinsel ayrılma" veya "otomatik pilota bağlanma" halidir.

Hangi Durumlarda Görülür?

  • Hafif ve Geçici Formlar: Hayal kurarken dalıp gitmek, uzun yolda araba sürerken varış noktasına nasıl geldiğini tam hatırlamamak.

  • Akut Stres Tepkisi: Travmatik bir kaza sonrası kendini etraftan kopmuş, gerçek dışı hissetmek.

  • Dissosiyatif Bozukluklar (DKB gibi): Artık bir savunma mekanizması olmaktan çıkıp, kişinin işlevselliğini bozan kronik ve karmaşık bir sorun haline gelmiştir.


Bir Kişide Birden Fazla Kimlik Nasıl Oluşur?

Bu süreç bilinçli bir tercih değil, beynin hayatta kalmak için geliştirdiği nörobiolojik bir adaptasyondur. Çocuk, tekrarlayan travmalar karşısında tek bir kimlikle başa çıkamayacağı için, zihni farklı "bölmelere" ayrılır:

  • Travmayı Taşıyan Kimlik(ler): Acı, korku ve çaresizliği barındıran kimlikler.

  • Günlük Hayatı Sürdüren Kimlik(ler): Travmatik anılardan habersiz, işe/okula giden, sosyalleşen kimlikler.

  • Koruyucu Kimlik(ler): Sistemi tehlikelerden korumakla görevli, daha agresif veya dikkatli kimlikler.

  • "İç Dünya" Figürleri: Bazen çocuk, istismarcı ebeveyni bile taklit eden bir kimlik oluşturabilir (sadistik bir alter gibi), çünkü bu tanıdık gelir ve bir kontrol hissi verir.


Dissosiyatif Kimliklerin Amaçları ve İşlevleri Nelerdir?

Tüm alterların temel işlevi, kişiyi hayatta tutmak ve travmanın yıkıcı etkisiyle baş etmektir. Her bir alter, sistemin hayatta kalması için belirli bir rol üstlenir:

  • Acıyı Hapseden: Dayanılmaz acıyı diğer kimliklerden uzak tutar.

  • Günlük İşlevi Sürdüren: Okula gitmek, arkadaş edinmek gibi "normal" görünmeyi sağlar.

  • Koruyucu/Savaşçı: Sistemi fiziksel veya duygusal tehditlere karşı korur.

  • Mutlu Çocuk: Sistemdeki saflığı ve neşeyi korumaya çalışır.


Bu Bozukluk Çocukluk Travmalarıyla Nasıl İlişkilidir?

DKB, neredeyse her zaman, erken çocukluk döneminde (genellikle 7 yaşından önce) başlayan, uzun süreli, tekrarlayan ve kaçışın olmadığı ağır travmalarla doğrudan ilişkilidir. Travma, çocuğun güvendiği ve bağımlı olduğu bir bakım verenden (ebeveyn gibi) geldiğinde, dissosiyasyon neredeyse tek baş etme seçeneğidir.


Bellek Kaybı (Amnezi) Dissosiyatif Kimlikle İlgili Midir?

Evet, bozukluğun en temel ve tanı koydurucu özelliklerinden biridir. Amnezi, kimlikler arasındaki bariyerin bir sonucudur. Bir kimliğin deneyimlediği ve bildiği şeyler, diğer kimlik(ler) tarafından hatırlanmayabilir. Bu, günlük hayatta "kayıp zamanlar", tanımadığı insanlarla karşılaşma veya kendine ait eşyaları bulamama gibi sorunlara yol açar.


Kişi Kimlik Değişimini Fark Eder Mi?

Genellikle hayır, fark etmez. Özellikle tedavinin başlarında, "ana kimlik" (host) genellikle diğer kimliklerin varlığından habersizdir ve sadece zaman kaybı, başkalarının kendisinden bahsettiği davranışlar veya içsel sesler gibi dolaylı belirtileri deneyimler. Kimlik değişimi, dışarıdan gözlemlenebilen ani bir değişim olabilir (ses tonu, beden dili, yüz ifadesi), ancak kişi bunun farkında olmayabilir.


Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Nasıl Teşhis Edilir?

Teşhis, deneyimli bir klinik psikolog veya psikiyatrist tarafından, uzun ve kapsamlı bir değerlendirme süreci sonucunda konur. Bu süreç:

  • Detaylı Klinik Görüşme: Özellikle çocukluk öyküsü ve travma belirtileri üzerine odaklanılır.

  • Dissosiyasyon için Yapılandırılmış Görüşmeler: SCID-D (Dissosiyatif Bozukluklar için Yapılandırılmış Klinik Görüşme) gibi özel araçlar kullanılır.

  • Ayırıcı Tanı: Belirtileri taklit edebilecek diğer durumların (şizofreni, borderline kişilik bozukluğu, karmaşık TSSB, nörolojik sorunlar) elenmesi gerekir.

Teşhis yıllar alabilir çünkü belirtiler gizlidir ve diğer bozukluklarla sıklıkla karıştırılır.


Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu ile Şizofreni Arasındaki Fark Nedir?

Bu iki bozukluk sıklıkla karıştırılır, ancak temelde çok farklıdırlar:

 
 
Özellik Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Şizofreni
Temel Sorun Kimlikte bölünme. Bir kişinin içinde birden fazla kimlik. Gerçeklik algısında bozulma. Psikoz (sanrılar, halüsinasyonlar).
İşitsel Halüsinasyonlar İçeriden gelir. Diğer kimliklerin sesleridir. Dışarıdan gelir. Kişiye emir veren, yorum yapan dış sesler.
Travma İlişkisi Doğrudan ve zorunlu. Ağır çocukluk travması olmadan DKB oluşmaz. Dolaylı. Stres bir tetikleyici olabilir, ancak tek neden değildir.
Sanrılar Nadir ve geçicidir. Genellikle bir kimliğin travmatik inancıdır. Temel ve kalıcı belirtidir (örneğin, takip edildiğine inanma).
Bellek Ciddi amnezi ve zaman kaybı vardır. Genellikle bellek bozukluğu birincil belirti değildir.

Kritik Fark: DKB'de kişi "başka biri" olduğunu düşünmez, zihninde gerçekten farklı kimlikler vardır. Şizofrenide ise kişi, dış dünyadan gelen yanlış bilgileri (halüsinasyonlar ve sanrılar) işler, ancak genellikle tek bir kimliğe sahiptir.

Dissosiyatif Kimlikler Arasında Geçiş Nasıl Olur?

Kimlikler arası geçişlere "switch" (anahtar) denir. Bu geçişler kişiden kişiye ve durumdan duruma büyük farklılık gösterir. Bazı geçişler anlık ve belirginken, diğerleri yavaş ve kademeli olabilir.

Geçiş Tetikleyicileri:

    • Duygusal Stres: Yoğun öfke, korku, üzüntü veya kaygı.

    • Travma Anımsatıcıları: İstismarcıyı hatırlatan bir koku, ses, yer veya davranış.

    • İlişkisel Tetikleyiciler: Yakınlık, cinsellik veya çatışma durumları.

    • Pozitif Tetikleyiciler: Güven hissi, bir alterın ilgi alanına denk gelen bir aktivite.

Geçişin Fiziksel ve Duygusal Belirtileri:

    • Gözlerin aniden dalması veya hızlı hareket etmesi

    • Baş ağrısı, baş dönmesi

    • Vücutta değişen hisler (uyuşma, karıncalanma)

    • Konsantrasyon kaybı, bulutlu zihin hissi

    • Anlık ve belirgin bir duygu durum değişimi


Stres Kimlik Değişimlerini Tetikler Mi?

Evet, stres en yaygın ve güçlü tetikleyicidir. DKB'nin kökeninde, dayanılmaz stresle (travma) baş etmek yatar. Bu nedenle, yetişkinlikte karşılaşılan her türlü stres (iş kaybı, maddi sıkıntı, ilişki problemleri), sistemin otomatik olarak en uygun olduğu düşünülen kimliği "ön plana" çıkarmasına neden olabilir. Stres, sistem için bir "acil durum" alarmı gibidir.


Dissosiyatif Kimliklerin Davranışları Birbirinden Farklı Olabilir Mi?

Kesinlikle evet. Farklılıklar çarpıcı olabilir:

    • Konuşma Tarzı: Farklı aksanlar, kelime dağarcığı, ses perdesi veya tonlamalar.

    • Beden Dili: Farklı duruş, yürüyüş, mimikler ve el hareketleri.

    • Duygusal Tepkiler: Bir kimlik çok duygusal ve açıkken, diğeri soğuk ve mesafeli olabilir.

    • Beceri ve Bilgi: Bir kimlik araba kullanabilirken diğeri kullanamayabilir. Bir kimlik yabancı dil konuşabilirken, diğeri konuşamaz.

    • Yazı Stili: El yazıları bile birbirinden belirgin şekilde farklı olabilir.


Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Yaşayan Biri Günlük Hayatı Nasıl Deneyimler?

Günlük hayat, bir "koordinasyon ve iletişim" mücadelesidir. Kişi sıklıkla şunları deneyimler:

    • Zaman Kaybı: "Bir saat önce ne yaptığımı hatırlamıyorum."

    • Disorientasyon: Tanıdık bir yerde kaybolmuş gibi hissetmek.

    • "Sahipsiz" Eşyalar: Evde kimin getirdiğini bilmediği eşyalar bulmak.

    • Tutarsız İlişkiler: İnsanların kendisine farklı isimlerle hitap ettiğini duymak veya tanımadığı insanların onu iyi tanıdığını iddia etmesi.

    • Kronik Kaygı: Bir sonraki "anahtar"ın ne zaman olacağını veya neler kaçırdığını bilmemenin verdiği sürekli bir gerginlik.


Bu Bozukluğun Toplumda Sık Görülme Oranı Nedir?

Eski inanışın aksine, DKB nadir bir bozukluk değildir. Yapılan çalışmalar, toplumun genelinde görülme sıklığının yaklaşık %1-1.5 civarında olduğunu göstermektedir. Bu, her 100 kişiden 1-1.5'inde DKB olduğu anlamına gelir; bu oran şizofreniden daha yaygındır. Tanı koymanın zorluğu ve damgalanma korkusu nedeniyle bu oranın gerçekte daha yüksek olabileceği düşünülmektedir.


Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Tedavi Edilebilir Mi?

Evet, tedavi edilebilir bir bozukluktur. Ancak buradaki "tedavi" genellikle bozukluğun tamamen "yok olması" değil, iyileşme ve entegrasyon sürecidir. Tedavinin nihai amacı:

    1. Güvenliğin Sağlanması: Kendine zarar verme ve intihar riskinin azaltılması.

    2. Travma Anılarının İşlenmesi: Bastırılmış anıların güvenli bir terapötik ortamda işlenmesi.

    3. İşbirliği ve İletişim: Kimlikler arasında işbirliği, iletişim ve karşılıklı anlayış geliştirilmesi.

    4. Entegrasyon veya Barışçıl Birlikte Yaşam: Kimliklerin birleşmesi (füzyon) veya bir "sistem" olarak uyum içinde, ortak bir amaçla işlev görebilmesi.


Hangi Terapi Yöntemleri En Etkili Kabul Edilir?

DKB tedavisinde altın standart, aşamalı bir yaklaşım benimseyen terapilerdir.

    1. Birinci Aşama - Stabilizasyon ve Güvenlik: Dissosiyatif olmayan baş etme becerileri öğretilir. Bu aşamada güven oluşturulur.

    2. İkinci Aşama - Travma Anılarının İşlenmesi: EMDR (Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) veya özellikle DKB için uyarlanmış EMD (Eye Movement Desensitization) gibi yöntemler, travmatik anıların duygusal yükünü azaltmak için dikkatle kullanılabilir. Bu aşama çok yavaş ve dikkatle yürütülmelidir.

    3. Üçüncü Aşama - Entegrasyon ve Kişilik Yeniden Yapılandırması: Kimlikler arasındaki sınırlar yumuşatılır ve nihai entegrasyon veya uyumlu bir işleyiş hedeflenir.

En temel yöntem, güvenli bir terapötik ilişki içinde yürütülen, DKB konusunda deneyimli bir terapist eşliğindeki uzun süreli psikoterapidir.


Kişi Neden Bazı Anıları Hatırlamaz?

Bu, dissosiyatif amnezi olarak adlandırılır ve DKB'nin merkezinde yer alır. Bellek, farklı kimlikler arasında bölünmüştür. Bir kimliğin deneyimlediği ve sakladığı anılar, diğer kimlikler için erişilemez olabilir. Bu, travmatik anıları belirli kimliklere hapsederek, "günlük hayatı sürdüren" kimliklerin işlevselliğini korumasını sağlayan bir hayatta kalma mekanizmasıdır.


Dissosiyatif Kimliklerin Farklı Yaş, Cinsiyet Veya Özellikleri Olabilir Mi?

Evet, bu oldukça yaygındır. Kimlikler, sistemin ihtiyaç duyduğu rolleri karşılamak üzere şekillenir:

    • Yaş: Travma anında "donmuş" çocuk kimlikler (örn. 5 yaşında bir kız) olabilir. Yetişkin koruyucu kimlikler veya yaşlı, bilge figürler de bulunabilir.

    • Cinsiyet: Biyolojik cinsiyetten farklı bir cinsiyet kimliğine sahip alterlar olabilir.

    • Özellikler: Farklı cinsel yönelimler, dini inançlar, politik görüşler veya tıbbi durumlar (alerjiler, görme kusurları) gösterebilirler.


Kimlikler Arasındaki İletişim Mümkün Mü?

Evet, ve tedavinin temel hedeflerinden biri de bu iletişimi geliştirmektir. İletişim düzeyi kişiden kişiye değişir:

    • "Ko-Konsiyusluk" (Bilinçlilik Hali): Bir kimlik, diğerinin yaptıklarını "izleyici" konumunda olabilir, adeta bir film izler gibi.

    • İçsel Sesler/Diyalog: Kimlikler birbirleriyle konuşabilir. Bu, bazen dışarıdan işitsel halüsinasyon gibi duyulabilir.

    • İçsel Dünya: Birçok DKB'li, kimliklerin bir arada bulunduğu, etkileşime geçtiği zengin bir içsel dünya deneyimler (örneğin, bir ev veya bir oda).

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu ile Diğer Dissosiyatif Bozukluklar Arasındaki Fark Nedir?

Tüm dissosiyatif bozukluklar zihnin bölünmesini içerir, ancak bu bölünmenin doğası ve şiddeti farklılık gösterir.

  • Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB): En ağır formdur. Bölünme, birbirinden ayrı kimlik durumları şeklindedir. Bu kimlikler kendi başlarına bütünlüklüdür ve aralarında belirgin amnezi (bellek kaybı) vardır.

  • Dissosiyatif Amnezi: Bu bozuklukta temel belirti, travmatik veya stresli olaylara dair belirgin bellek kaybıdır. Ancak, farklı kimlikler oluşmaz. Kişi, kendi kimlik duygusunu korur, sadece belirli anıları hatırlayamaz.

  • Depersonalizasyon/Derealizasyon Bozukluğu: Burada bölünme, kişinin kendi bedeninden/düşüncelerinden kopmuş gibi hissetmesi (depersonalizasyon) veya dış dünyanın gerçek dışı, sisli veya uzak görünmesi (derealizasyon) şeklindedir. Kimlikte bir bölünme yoktur ve bellek genellikle sağlamdır.

Özetle: DKB'de "kimlik" bölünmüştür. Diğerlerinde ise sırasıyla "bellek" veya "beden/dünya algısı" bölünmüştür.


Bu Bozukluk Aile İlişkilerini ve Sosyal Yaşamı Nasıl Etkiler?

Etkisi son derece yıkıcı olabilir:

  • Aile İçi İlişkiler:

    • Güven Krizi: Eş, kiminle konuştuğunu veya bir sözün tutulup tutulmayacağını bilemez.

    • Tutarsızlık: Bir gün sevgi dolu, ertesi gün soğuk veya düşmanca davranışlar.

    • İletişim Kopukluğu: Önemli konular unutulabilir, tartışmalar tekrar tekrar yaşanabilir.

    • Ebeveynlik Zorlukları: Çocuk kimlikler ön plandayken, ebeveynlik sorumlulukları yerine getirilemeyebilir.

  • Sosyal Yaşam:

    • Sosyal İzolasyon: Zaman kaybı ve tutarsız davranışlar nedeniyle arkadaşlıkları sürdürmek zorlaşır.

    • Damgalanma Korkusu: İnsanlar durumu anlamayacağı veya "deli" diyeceği korkusuyla gerçeği saklama eğilimi.

    • İş Hayatında Sorunlar: Konsantrasyon güçlüğü, amnezi ve beklenmedik kimlik değişimleri iş performansını ciddi şekilde etkiler.


Dissosiyatif Kimliğe Sahip Birine Nasıl Destek Olmak Gerekir?

  • Eğitim Alın: Bozukluğu anlamak, destek olmanın ilk ve en önemli adımıdır.

  • Yargılamayın ve Suçlamayın: Unutkanlıkları veya tutarsız davranışları kişisel bir hakaret veya "tembellik" olarak algılamayın. Bunlar bozukluğun semptomlarıdır.

  • Sabırlı ve Öngörülebilir Olun: Güven oluşturmak için istikrarlı ve güvenilir bir kişi olun.

  • Tüm Kimliklere Saygı Duyun: Her bir alter, kişinin hayatta kalması için bir nedendi. Birini reddetmek, kişinin bir parçasını reddetmek gibidir.

  • Kriz Planı Geliştirin: Stresli durumlarda veya zor bir kimlik değişimi sırasında nasıl tepki vereceğiniz konusunda önceden konuşun.

  • Kendi Sınırlarınızı Koyun: Destek olmak, istismara veya kendinizi tüketmeye razı olmak anlamına gelmez. Siz de kendi iyiliğiniz için destek alın.


Kimlik Bütünleşmesi (Integration) Ne Anlama Gelir?

Entegrasyon, tedavinin nihai hedefidir ve kimlik durumları arasındaki sert bariyerlerin kalkması sürecidir. Bu, iki şekilde olabilir:

  1. Füzyon (Birleşme): İki veya daha fazla alterın kalıcı olarak birleşerek yeni, daha bütünleşmiş bir kimlik durumu oluşturmasıdır.

  2. İşlevsel Bütünleşme/Birlikte Çalışma: Kimlikler tamamen birleşmez, ancak amnezi bariyerleri kalkar, iletişim ve işbirliği maksimum seviyeye çıkar. Kişi, kimlikler arasında sorunsuz geçiş yapabilir veya kimliklerin bir "takım" gibi uyum içinde çalıştığı bir bilinç durumuna ulaşır.

Bu süreç, kişinin artık "bölünmüş" değil, "bütün" hissettiği bir haldir.


Dissosiyatif Kimlikler Kişinin Benlik Algısını Nasıl Etkiler?

Benlik algısı parçalanmış ve istikrarsızdır. Kişi kendisine dair tutarlı ve sürekli bir hikaye anlatısı oluşturamaz. "Ben" dediği şey, hangi kimliğin ön planda olduğuna bağlı olarak değişir. Bu durum:

  • Kimlik Karmaşasına: "Gerçek ben hangisiyim?" sorusuna cevap bulamamaya.

  • Düşük Öz-Benlik Saygısına: İçsel bir kaos ve "kontrolü kaybetme" hissi, kişinin kendine olan güvenini zedeler.

  • Varoluşsal Bir Boşluğa: Kendine dair net bir hissin olmaması, derin bir boşluk ve anlamsızlık duygusuna yol açabilir.


Bu Bozuklukla Yaşayan Kişilerde Depresyon ve Kaygı Sık Görülür Mü?

Evet, neredeyse kaçınılmazdır. Depresyon ve kaygı, DKB'ye sıklıkla eşlik eden durumlardır.

  • Depresyon: Kronik umutsuzluk, çaresizlik, kendinden nefret ve travmatik geçmişin yükü nedeniyle oluşur.

  • Kaygı (Anksiyete): Sürekli bir tetikte olma hali, panik ataklar ve bir sonraki kimlik değişiminin veya travma anısının ne zaman ortaya çıkacağına dair yoğun endişeden kaynaklanır.


Dissosiyatif Kimlikte Riskli Davranışlar Neden Yaşanabilir?

Riskli davranışlar (dürtüsel harcama, madde kullanımı, pervasız araç kullanma vb.) genellikle belirli kimlikler tarafından sergilenir. Bunun nedenleri:

  • Koruyucu/Kavgacı Alterlar: Sistemi tehditlere karşı "saldırıya geçerek" korumaya çalışabilir.

  • Travma Tekrarı: Bazı alterlar, tanıdık gelen kaotik ve tehlikeli durumları bilinçsizce arar.

  • Duygusal Düzenleme: Dayanılmaz acıyı bastırmak veya hissetmemek için risk almak bir baş etme yöntemi olabilir.

  • Çocuk Alterların Korunmasızlığı: Yetişkin bilincine sahip olmayan çocuk kimlikler, kendilerini tehlikeli durumlarda bulabilir.


Travmatik Anılar Kimlik Değişimlerini Nasıl Tetikler?

Travmatik anılar, DKB sisteminin için en güçlü "tetikleyicilerdir" (trigger). Günlük hayatta kişi, bilinçli olarak farkında olmasa bile, orijinal travmayı hatırlatan bir durumla (bir koku, ses, mekan, belirli bir kelime) karşılaştığında, sistem alarm verir. Bu alarm, travmayı taşıyan veya o durumla baş etmek üzere "programlanmış" olan kimliğin aniden ön plana çıkmasına neden olur. Bu, otomatik bir hayatta kalma refleksidir.


Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Hakkında Yaygın Yanlış İnanışlar Nelerdir?

  1. Yanlış: "DKB, Şizofreni ile aynı şeydir."

    • Doğru: DKB'de psikoz (gerçeklikle bağın kopması) değil, kimlik bölünmesi vardır.

  2. Yanlış: "Bu bozukluk çok nadirdir."

    • Doğru: Toplumun %1-1.5'ini etkiler, şizofreniden daha yaygındır.

  3. Yanlış: "Alterlar tehlikeli ve şiddet eğilimlidir."

    • Doğru: DKB'li bireylerin kendine zarar verme riski yüksektir, ancak başkalarına yönelik şiddet nadirdir. DKB'li bireyler, istismarın mağdurudur, faili değil.

  4. Yanlış: "Bu bozukluk filmlerdeki gibi ani ve dramatik kimlik değişimlerinden ibarettir."

    • Doğru: Birçok kimlik değişimi dışarıdan fark edilmeyecek kadar süptildir.

  5. Yanlış: "Hasta bunu rol yapıyordur veya dikkat çekmek istiyordur."

    • Doğru: DKB, bilinçli bir kontrol veya seçim değil, beynin nörobiolojik bir adaptasyonudur.


Dissosiyatif Bozukluk Yaşayan Biri Nasıl Bir İyileşme Süreci Deneyimler?

İyileşme, doğrusal olmayan, inişli çıkışlı uzun bir yolculuktur. Aşamaları şöyle özetlenebilir:

  1. Hayatta Kalma ve Kaos Aşaması: Kişi semptomların içinde boğulmuş haldedir. Hayat kaotik ve kontrol dışıdır. Terapide güven inşa edilir.

  2. Farkındalık ve Aydınlanma Aşaması: Kişi DKB tanısını anlamaya ve içsel sistemini keşfetmeye başlar. Alterlar tanımlanır, iletişim kurulur.

  3. İşbirliği ve İçsel Barış Aşaması: Alterlar arasında çatışma azalır, işbirliği artar. Travma anıları güvenli bir şekilde işlenmeye başlanır.

  4. Entegrasyon ve Yeniden Yapılanma Aşaması: Kimlikler birleşir veya uyum içinde çalışır. Kişi geçmiş travmayı arkasında bırakarak, yeni ve bütünleşmiş bir kimlikle hayatına devam eder.

Bu süreç yıllar alabilir, ancak sonunda kişi kendisiyle ve geçmişiyle barışık, daha dingin ve kontrollü bir yaşam sürebilir.

Anonim olarak sorularınızı sorun, psikologlarımız ücretsiz cevaplasın.

Uzmana Sorun
Psikolog Danış
Psikolog Danış
22 Ocak 2026